Geniş Aile Fan Club

Hıncal Uluç

Aşağa gitmek

Hıncal Uluç

Mesaj tarafından BeReN Bir Ptsi Tem. 27, 2009 6:47 pm

Doğum Tarihi / Yeri 01.11.1939 Kilis
Eğitim Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
G. Başlangıç Yılı 1957
G. Başlangıç Kurumu Yenigün (Ankara)
Çalıştığı Kurumlar Yenigün, Öncü, Yankı, Cumhuriyet, Gelişim Yayınları, Sabah

1 Kasım 1939´da Kilis´te doğdu.Bir dönem İ.Ü Edebiyat Fakültesi´nde okudu, 1964´te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi´nden mezun oldu.1957´de Ankara´da Yenigün gazetesinin spor servisinde gazeteciliğe başladı.Bir süre de Öncü´de kalem oynatan Hıncal Uluç, askerden döndüğü 1967´de, M. Ali Kışlalı başta olmak üzere eski Yenigün ekibinin çıkardığı Yankı´da çalışmaya başladı.Yankı´nın yanı sıra, Cumhuriyet´e spor yazıları da yazan Uluç, TRT´nin açılmasıyla birlikte Cumhuriyet´e televizyon sayfası da hazırladı. 1980´de Gelişim Yayınları´nın sahibi Ercan Arıklı´nın isteğiyle Gelişim Yayınları´na dergi hazırladı. Daha sonra Gelişim Yayınları Asil Nadir´e geçmesiyle işsiz kalan Uluç, Zafer Mutlu´nun daveti ile 1990´da Sabah´ta yazmaya başladı. O tarihten bu yana Sabah´ta yazılarına devam eden Hıncal Uluç, televizyonda Şakamera adlı kamera şakası programının yanı sıra Kale Arkası, 90 Dakika gibi futbol programlarına yorumcu olarak imza attı.1977´de Yankı´nın İngilizce bir özetini çıkarmak için yabancı bir eleman ararken, iş başvurusunda bulunan Amerikalı arkeolog Holly Hartquist ile tanışıp evlenen Hıncal Uluç, Amerikalı eşinden 1983´te boşandı.Çocuk sahibi olmayan Uluç, bir daha evlenmedi.Başkanlık kontenjanından Alp Yalman ve Ali Uras tarafından ´tarihini bilmediği bir zamanda´ Galatasaray´a üye yapılan Hıncal Uluç, aynı zamanda Mülkiyeliler Birliği, Türkiye Spor Yazarları Derneği ve İstanbul Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.


HAKKINDA YAZILANLAR

Aksiyon 2 Mart 2002 / Sayı: 378
Cemal A. Kalyoncu
Müftü torunu gazeteci

Kilis Müftüsü Muharrem Kemal Bilgiç'in torunu olan gazeteci Hıncal Uluç, Türkeş'in yakın çalışma arkadaşı Fuat Uluç'un da oğludur. Atatürk'ün silah arkadaşlarından ve Büyük Taarruz kumandanlarından Aşir Atlı da büyük dayısı olan Uluç, geçmişiyle ilgili herşeyi Aksiyon'a anlattı
Gazeteci Hıncal Uluç'un aslında 'yeteneksiz' biri olduğunu biliyor muydunuz? Futbol oynamayı deneyen, ancak takım arkadaşları tarafından oynama şansı bile verilmeyen Uluç'un, önce voleybol takımı kurup mahallede herkese voleybol, sonra basketbol öğrettikten sonra yine takım dışı kaldığını... Hatta, oynama şansım fazla olur diye aynı taktiği beyzbolda bile deneyip, arkadaşlarına öğrettikten sonra kendisi iyi oynayamadığı için arkadaşları tarafından yine çemberin dışına itildiğini: "Her türlü sporu denedim, hiç birinde başarılı olamadım. Aslında fevkalade yeteneksiz bir adamım." Bitmedi. Ankara'daki Kurtuluş Ortaokulu'nun son sınıfında okurken müzik hocası bir okul korosu kurmaya karar verir. Seçme yapılacak 100 kadar öğrenci arasında Hıncal Uluç da vardır: "İki satır söyledikten sonra hoca hepimizi susturdu, o yüz kişi içerisinde parmağıyla beni işaret etti ve 'dışarı' dedi. Böylece spordan sonra müzisyen olma hayallerim de sona erdi. Resim dersen zaten hiç yok. Kuzenim Ahmet (Taner Kışlalı. Ahmet ve Mehmet Ali Kışlalı'nın babası Hüsnü Bey, Uluç'un anneannesi Velime Hanım'ın kardeşidir. Velime Hanım'ın diğer kızkardeşi Hanife Hanım da, İstiklal Savaşı'nda Atatürk ve İnönü ile Fevzi Çakmak'ın silah arkadaşı, Milli Mücadele'de İzmir Doğu Cephesi Kuvayi Milliye Komutanlığı'na atanan, bir süre Antalya Valiliği yapan ve 16. Tümen Komutanı olarak Büyük Taarruz'a katılan Orgeneral Aşir Atlı ile evlenir.) yapardı benim resimlerimi ilkokulda." Çok iyi bir öğrenci olduğu için (Uluç, eğitim hayatı boyunca sınıfın ilk üçü arasına girer hep) okul müsameresinde ona Reşat Nuri Güntekin'in Vergi Hırsızı adlı oyununda başrol oynatır hocası. Bugün iş adamı olan Alaattin Beyti de ikinci rolü oynamaktadır. Sonuç mu? "Alaattin onbeş dakikada beni sildi süpürdü. İkinci temsilde de en ön sırada oturan velilerden biri düşüp bayılınca benim sahne hayatım sona erdi. Aslında fevkalade yeteneksiz bir adamım." Hıncal Uluç bütün bunlardan sonra Bernard Shaw'ın şu sözüne uymaya mecbur kalır: "Yapan yapar, yapamayan eleştirmen olur."
Dedesi Kilis müftüsü
Hıncal Uluç'un hayat hikayesi Bernard Shaw'ın 'başarısızlık başarının anahtarıdır' sözünü de doğrular niteliktedir sanki: "Yani ben yazarlık dışında her şeyde çuvalladım. Onun için de yapamadığım herşeyi yazıyorum şimdi. Tiyatro yapamadım, yazıyorum; müzik yapamadım, yazıyorum; spor yapamadım, yazıyorum." 1990'dan bu yana Sabah'ta, önce üç şimdi de haftanın yedi günü o 'yapamadıklarını' yazmakta olan Hıncal Uluç, aslında bir müftü torunudur. Alparslan Türkeş'in en yakın çalışma arkadaşlarından Fuat Uluç'un oğlu olan Hıncal Uluç'un annesi, Kilis Müftüsü Muharrem Kemal (Bilgiç)'in kızıdır. Uluç'un anlattığına göre Muharrem Kemal Efendi'den, Arabistan'dan bile fetva almaya gelenler olurmuş. Hatta devrin padişahı şeyhülislam olsun diye davet ettiğinde Muharrem Kemal Efendi 'Memleketimden çıkmam, burada çok mutluyum' diyerek padişahın bu emrini reddetmiş. İşte böyle bir müftü olan Muharrem Kemal Efendi ile Velime Hanım ikinci evliliklerini yapar ve beş çocuk getirirler dünyaya. Hayati ve Cemal albay rütbesine kadar yükselir, Necati Bilgiç ise gazeteci olur. (Onun oğlu Gürcan da gazetecidir.) Kızlarından büyüğünü İstanbul'daki Erenköy Kız Lisesi'ne gönderen Muharrem Kemal Hoca'nın küçük kızı Suat da o zaman Kilis Kız Lisesi'nde okumaktadır.
Bu arada Büyük Çerkez Göçü ile bir çok Çerkez o zaman Osmanlı toprakları olan bugünkü Lübnan, Suriye, Anadolu gibi coğrafyaya yerleşeli uzun zaman olmuştur. Hıncal Uluç'un büyükbabası da çocukları ile beraber bu göçü yaşayanlardan birisidir. Daha sonra çocuklardan bir kısmı İstanbul'a, bir kısmı Bandırma'ya, Hıncal Uluç'un dedesi de Manyas'a yerleşir. Dede Hüseyin Bey'in Süreyya Hanım'la evliliğinden dünyaya gelen üç çocuğundan biri olan Fuat Uluç da Kilis'te subaydır: "Babam askeriyeden çıktığında arkadaşı var, Kız Enstitüsü Müdürü Vehbi bey, sabah akşam ona uğruyor. Tabii okula gidiş saatleri de okulun dağılma saatlerine rastlıyor. Ve kızlardan birini gözüne kestiriyor." Uluç'un gözüne kestirdiği bu kız işte o Müftü Muammer Kemal Efendi'nin kızıdır.
Fuat Uluç, o sırada 'Deli Fuat' diye nam salmıştır. Hatta, Cem Karaca'nın annesi Toto Karaca bir tiyatro oyunu sahnelemek için Kilis'e gider. Fuat Uluç da tiyatroya bilet ayırtmak istemektedir: "Deli Fuat diye şöhreti var diye bilet vermek istemiyorlar ona. Bu da kızıyor ve atla giriyor tiyatro salonuna. Efsane gibi anlatılmış, Toto Karaca da Ülkü Tamer'e anlatmış ve o da yazmış bunu. Oradaki Deli Fuat benim babamdır.
Babam arkadaşı olan o Vehbi Bey'e gidiyor diyor ki, 'Ben bu kızı beğendim, bunu git iste.' Müftünün kızını sana verirler/vermezler derken bunun üzerine babam 'Git iste, Çerkez'iz. Bizde adettir, vermezlerse biz de kaçırırız'diyor." Kaçırmaya gerek kalmadan 1935 yılında vuslat gerçekleşir: "Babam, o çok yakın arkadaşı Vehbi Bey'in soyadını oğluna vermiş, Öcal diye." Peki ya Hıncal ismi nereden geliyor? "O zamanlar moda kafiyeli isim vermek. Öcal'a (o da gazetecidir) kafiyeli olsun diye bana da Hıncal adını verdi." Üçüncü çocuk kız olmasına rağmen kafiye yine tutturulur: Serpil (Yankı dergisinde uzun seneler çalıştıktan sonra Aktüel'in Ankara temsilciliğini yapar. Şimdi ise kendini sanata vermiştir.) Dördüncü ve son çocuk da iki dedesinin ismini almasına rağmen kafiyeden nasiplenir: Hüseyin Kemal. Kardeşlerden ilk üçü gazeteci, sonuncusu ise mühendis olacaktır.
Hıncal Uluç, 1 Kasım 1939'da Kilis'te dünyaya gelir. Hıncal, üç yaşına kadar anneanne ve teyzesi tarafından büyütülür. Sebebi ise subay olan babasının o doğduğunda İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman tanklarının manevra yaptığı Bulgar sınırında görevli olmasıdır. Sonrasında Fuat Uluç Çaldıran'a tayin olduğunda küçük Hıncal da ailesine kavuşur. Ardından tayinler durmaksızın gerçekleşecektir. Van'da o meşhur Van zelzelesini yaşar Uluç ailesi. Daha sonra gidilen Bandırma'da Hıncal da ilkokula başlar. İki ayrı okulda ilk üç sınıfı okur. Bandırma'dan sonra 1950'de tekrar Kilis'e (Hıncal ilkokulu burada Kemaliye İlkokulu'nda bitirir) tayin olur Fuat Uluç. 1952'de Antakya, 1955'te de Ankara (Ortaokula Antakya'da başlayan Hıncal, geri kalan eğitimini de Ankara Kurtuluş Lisesi'nde tamamlar) vardır sırada. Çok mutlu bir ailede büyüyen Hıncal Uluç, 1980'e kadar burada kalacaktır. Hayatını göçebe gibi yaşayan babası bu yüzden çocuklarının subay olmasını kesinlikle istemez: "Sakın bana özenmeyin çocuklar derdi." Annesi doktor, babası mühendis olmasını isterken Uluç'un kendisi de avukat olmak istemektedir. Ama ne olursa olsun İngilizce'yi öğrenme hevesi yüzünden İstanbul Edebiyat Fakültesi'ne gelir. Bir sömestr sonunda tekrar Ankara'ya döner. Bir sene sonra da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanır.
'17 yaşında herşeysin'
Bu arada Demokrat Parti'den ayrılmış bir grubun kurduğu Hürriyet Partisi, Yenigün adıyla bir yayın organı kurmuş, başına da Cihat Baban'ı getirmiştir. Mehmet Ali Kışlalı da gazetenin spor müdürüdür: "Bir gün gazetenin yazı işleri kadrosu Cihat Bey'e isyan etmiş. Cihat Bey de reste meydan bırakmayınca hepsi bırakıp gitmiş. M. Ali abiyle (Kışlalı) Cihat Baban kalmış gazetede sadece. Cihat Baban da M. Ali abiye 'çıkart gazeteyi' deyince o da hemen haber gönderiyor abime, bana ve kardeşine (Ahmet Taner Kışlalı)." Hıncal Uluç henüz 17 yaşındadır. Sıkıyönetim gereği altı sayfa çıkan gazetenin spor sayfası bu genç delikanlıya emanet edilir: "İstediğin her kapı sana açık. En büyük yıldızla, sporcuyla konuşacağım diyorsun konuşuyorsun. Ve bunların hepsi de sana 'buyur' diyor, beyefendi muamelesi yapıyorlar. Şimdi böyle bir meslek insanı büyülemez mi? Siyasal Bilgiler'in isimsiz bir öğrencisi iken birdenbire Türkiye'nin en elit bin adamından biri haline geliyorsun. Siyasal Bilgiler'i bitireceksin de, kaymakam olacaksın da, 60 yaşında vali olup emekli olacaksın... 17 yaşında herşeysin zaten." Uluç, böylece gazeteciliğe adım atar; Oktay Kurtböke, Güneş Tecelli, Başkurt Okaygün, Kurthan Fişek, Güngör Sayarı, Ercan Tan gibi isimlerle beraber çalışır. Bu arada askere gitmemek için üniversiteyi geç bitirmeye karar verir. Ancak serde iyi öğrencilik olduğundan üç senede üç sınıf bitirip son sınıfa gelir. Tek çare rapor alarak okulu uzatmaktır: "Tanıdık bir ruh doktoruna gittim. İleride kariyer açısından etkileyici olur diye entellektüel sürmenaj hastalığı yazdı rapora. En tehlikesizidir diye bunu yazarlardı doktorlar." Raporu alan Uluç, okulunu bitirmiyor diye annesinin ağladığını görünce kararını değiştirir ve 1964'te Kutlu Aktaş, Burhan Özfatura gibi arkadaşlarıyla beraber mezun olarak diplomasını alır. Bir yıl sonra da Mamak Muhabere Okulu'nda Büyükelçi Yalçın Oral, Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürü Bozkurt Kuruç, Galatasaray başkanlarından Saim Gogen'in oğlu Fethi (daha sonra eniştesi olacaktır) gibi arkadaşlarıyla beraber iki yıl askerlik yapar: "Askerlik dönemim benim en mutlu dönemimdir."
1960'lara bir daha dönelim. 27 Mayıs İhtilali, onun gazetecilik yaptığı bu ilk yıllarda gelir dayanır kapıya. Uluç ihtilalin tam ortasındadır: "Baştan sona ihtilalin içinde idik. Onları anlatsam kitap olur. Fikir olarak da, eylem olarak da ihtilalin içindeydik. Bütün o ıslık çalanların başındaydık, 'Olur mu böyle olur mu?' diye gazeteyi bırakıp Kızılay'da yürüyüşlere katılırdık."
Uluç, bu dönemlerde yazdığı yazılardan hukukçu ve mülkiyeli oluşu sebebiyle hiç bir ceza almaz: "Aslında gazetecilik zamanları böyle zamanlardır. Meslek yaşamımın büyük bölümü sıkıyönetimlerle ve yayın yasakları ile geçti. İlk önceleri neyin yasaklandığı açık açık yazardı. Sonra askerler biraz daha uyanık yayın yasağı koymaya başladılar. Soyut tanımlamalar yaptılar. Böylece kendi kendini sansür etmeye başladın. Şunu da söyleyeyim Türkiye'de herkesin anladığı anlamda bir basın özgürlüğü olsa idi eğer, ben bu kadar iyi gazeteci olamazdım."
Türkeş: Hıncal'ın Aslan Amca'sı
Onun ihtilal olsun yürüyüşlerinde ön sırada yer almasının bir sebebi belki de babasıdır. 1955'te ailecek Ankara'ya gelinmiş, Hıncal 1980'e kadar başka bir yere gitmemişti ama babası tayin ve bu arada terfi almaya devam etmiş, 1961'de albaylığa kadar yükselmişti. 27 Mayıs İhtilali olduğunda babası Fuat Uluç'un görev yeri, Çanakkale İl Jandarma Alay Komutanlığıydı. Fuat Uluç, 27 Mayıs'ın liderlerinden Alparslan Türkeş'le de çok yakın arkadaştı: "Bandırma'da beraberdik zaten. Benim iki tane halam var, amcam yok ama Aslan Amca (Alparslan Türkeş) bizim ailenin amcası idi. Bütün kardeşler ona Aslan Amca derdik. Yetişmemize de katkısı olmuştur. Evlerimiz bir gibiydi."
Bu kadar yakın olunca 27 Mayıs'tan sonra bir araya gelmemek olmazdı tabii: "Aslan amca ihtilalden sonra başbakanlık müsteşarı olunca babamın tayinini de Ankara'ya çıkarttı. Babam hemen Aslan Amca'nın karargahında görev aldı. Ve Aslan Amca hazırladıkları her şeyi babamla beraber hazırladı. Devlet Planlama Teşkilatı kurulduğunda babam da oranın ilk Sosyal Planlama Daire Başkanı' oldu."Ancak aylar ilerleyince Alparslan Türkeş 14'lerden biri olarak Hindistan'a sürülür. Bu arada Eminsu hadisesiyle Milli Birlik Komitesi, Ağustos 1960'tan Şubat 1961'e kadar 235 general ve amiral ile beş bine yakın subayı emekli etmiş (Eminsu, bunların kurduğu Emekli İnkılap Subayları Derneği'nin kısa adıdır) geride kalanların yolu açılmıştır. Fuat Uluç da önü açılanlardan birisidir: "Babamın general olacağı kesin. O kararı nasıl verdiği benim için hâlâ bir soru işaretidir. Aslan Amca sürülmüştü, onların siyasallaşma sürecinde burada güvenilir bir odak noktasına ihtiyaçları vardı. Babam o odak noktası olabilmek için ordudan istifa etti. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)'ne girdi, genel sekreter oldu ve babamın hazırladığı kongrede de Aslan Amca genel başkan seçildi." Fuat Uluç, 1964'te de Mardin milletvekili olarak Meclis'e girer: "Ancak o dönemi tamamlayamadan 1968'de kalp rahatsızlığından öldü. Buna rağmen şuna inanıyorum ki askerde kalsa idi yaşardı. Politikanın iki yüzlü yapısı, bütün bir hayatını asker doğruluğu içinde yaşamış bir adama iyi gelmedi."
avatar
BeReN
Normal Üye
Normal Üye

Mesaj Sayısı : 238
Yaş : 24
Doğum tarihi : 26/07/94
Kayıt tarihi : 21/07/09
Nerden : İstanbul
Lakap : AyTeN

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz